Güvenpark’taki imar planları sorunları katmerliyor

Güvenpark’a ilişkin imar planlarına karşı hazırlanan bilirkişi raporunda planların Güvenpark’taki mevcut sorunları çözemeyeceği aksine kamusal kullanımın azalmasına neden olan sorunları katmerleyeceği ifade edildi.

Demet ARAN

ANKARA (Anayurt) – Güvenpark’a ilişkin olarak hazırlanan ve Güvenpark’a toplu taşıma durağı, WC ve çay bahçesi gibi yeni yapıların eklenmesine neden olacak Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’na karşı Şehir Plancıları Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ile Mimarlar Odası’nın Ankara şubeleri tarafından açılan dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu, Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne iletildi. Hazırlanan planların imar ve koruma mevzuatlarına, üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına, çizim tekniklerine, tasarım kriterlerine ve kamu yararına aykırı olduğunu tespit eden bilirkişi heyeti, hazırladığı raporda 1925 tarihli Lörcher planından bu yana Ankara’nın kent merkezi için hazırlanan planlara, kent merkezindeki dönüşüme, bu dönüşümün yarattığı sorunlara geniş yer verdi. 1985’te hazırlanan ve Güven Anıtı yerine saat kulesi konmasını, Güvenpark’ın altına alışveriş merkezi ve otopark inşa edilmesini öngören projeye karşı yürütülen kampanyayı ve toplanan 60 bin imzayı anımsatan bilirkişi heyeti, bu planın 1987’de yargı kararı ile iptal edildiğini vurguladı.

Güvenpark’ın tarihsel, mekânsal, simgesel, doğal, sosyo-kültürel, estetik önemine sıklıkla vurgu yapılan raporda Ankara’nın ilk imar planı olan ve 1925’te mimar Dr. Carl Cristoph Lörcher tarafından hazırlanan planda Güvenpark ve Güven Anıtı’nın yer seçiminin rastlantısal olmadığı, yeni hükümet merkezinin bir bütünü olarak tasarlandığı ifade edildi. 1920’lerin ikinci yarısından itibaren Güvenpark’ın kentlilerin buluşma ve gezinti alanına dönüştüğü, Cumhuriyet tarihini temsil eden kimliğiyle toplumsal bellekte yer tuttuğu belirtilerek 1932’de kabul edilen Jansen Planı’nda, Lörcher Planı’nda öngörülen kurgunun aynen korunduğu, Güvenpark’ın bilinçli olarak yapılaşmaya açılmadığı ve halka açık yeşil alan hale getirildiği ifade edildi.

Güvenpark’ın kente kimlik kazandıran bir niteliğe büründüğü, yeni gelişen bir kentte, yeni yapılarla beraber, yeni bir kent parkı tanımlanırken, bünyesinde barındırdığı felsefe ve bunu somutlaştıran heykellerle Güvenpark’ın Ankara kent kimliği ve kent belleğinin oluşumunda büyük rol oynadığı belirtilen raporda “Güvenpark, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin modern, batılı ve laik başkentini yaratma hedefi çerçevesinde belirlenen kamusal mekan stratejisinin bir parçası olarak geliştirilmiştir” denildi.

GÜVENPARK DÖNÜŞÜYOR

Raporda Güvenpark’ta bugün de devam eden sorunların başlangıcı olarak 1957’de yürürlüğe konulan Yücel-Uybadin Planı işaret edildi. Bu plan sonucunda Güvenpark’ın çevresindeki yapı yoğunluğu ve kat yüksekliklerinin artmaya başladığı belirtilen raporda Yücel-Uybadin Planı’nda öngörülmeyen merkez oluşumunun süreç içerisinde yol genişletme, kaldırım daraltma, yol kotu düşürme, ağaç sökme biçimindeki operasyonlarla bulvarın fiziksel olarak değişmesine ve kamusal anlamını kaybetmesine yol açtığı ifade edildi.

1968 yılında onaylanan bölge kat nizamı ile bulvarın her iki yanında konut parselleri üzerinde kat yüksekliklerinin 7-8 kata çıkarıldığı, bulvarın canlılığını sağlayan kafelerin, pastanelerin ve diğer ticari kuruluşların yoğun rant baskısı altında ticari kullanımlara dönüştüğü, bulvarda konut kullanımlarının ortadan kalkmasına ve yerine büro kullanımlarının gelmesine neden olan bu değişimlerle eş zamanlı olarak Güvenpark’ın önemli bir bölümünün otobüs durağı haline geldiği, toplu taşım yerine enformel taksi-dolmuş ulaşımı nedeniyle daha sonra bu alana dolmuş duraklarının eklendiği anlatılan raporda Güvenpark’ın çevresindeki yapı yoğunluğu ve kat yüksekliklerinin artmaya başlaması ile Güvenpark ve Güven Anıtı’nın yapıldığı yıllardaki görkemli etkisini yitirmeye başladığı tespiti yer aldı.

90’LARDAN İTİBAREN TRANSİT GEÇİŞ NOKTASI

1990’lı yıllarda yapı yoğunluğunun daha da arttığı, Atatürk Bulvarı, Zafer Meydanı, Kızılay Binası ve bahçesi, Güvenpark, Saraçoğlu Mahallesi ve Hükümet Kartiyesi’nden oluşan sistemin görkemli etkisini zamanla kaybettiği ve planlanış felsefesinden uzaklaştığı belirtilen raporda “Güvenpark daha çok yayaların transit geçiş noktası ve ulaşım ihtiyacına cevap veren bir araç görevi görmeye başlamıştır” denildi.

BİLİRKİŞİLERDEN KAMPANYA HATIRLATMASI

Rapora göre 1985 yılında Büyükşehir Belediyesi, ‘Güvenpark Yenileme Projesi’ adı altında bu alanın fiziksel ve sosyal yapısını kökten değiştirecek bir adım attı. 1986 yılında tamamlanan projeye göre, anıtın yerini değiştirerek ve yerine bir saat kulesi konulacak, parkın altına da alışveriş merkezi ve otopark inşa edilecekti. Ancak bu proje 60 bin imzanın toplandığı bir kampanya sonucu durduruldu ve Güvenpark geri dönülemeyecek bir yıkımdan kurtarıldı. Açılan davalar sonucunda plan değişikliği 1987 yılında yargı kararı ile iptal edildi.

GÜVENLİK SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Tarihsel niteliği ve açık yeşil alan sisteminin bir parçası olmanın yanında, Güvenpark’ın sivil-kamusal bir alan özelliği de gösterdiği, özellikle 1980 sonrası halk hareketlerinin merkezi olduğu, eylemlere ev sahipliği yaptığı hatırlatılan raporda bu alandaki güvenlik sorununun, güvenlik güçlerinin oradaki varlığı ve gücüyle değil; o alanın kamusal alan olarak yoğun biçimde kullanımıyla çözülebileceği belirtildi.

Güvenpark’ın mevcut sorunlarının sıralandığı bilirkişi raporunda Güvenpark’ın zaman içerisinde tarihsel, kültürel, sembolik, doğal, toplumsal, estetik öneminin ve özelliklerinin zayıfladığı, şehircilik ve planlama amacından uzaklaşmaya yüz tuttuğu, özgün niteliklerinin korunması yönünde alınan kurul kararlarının çoğunlukla uygulanmadığı ve yetersiz kaldığı, içinde bulunduğu özel mekânsal organizasyondan izole edildiği, Güvenpark’ın bazı bölümlerinin otobüs-dolmuş ve taksi depolama alanı olarak kullanıldığı, metro giriş-çıkışları ve bacaları, reklam panoları, büfeler, konteyner gibi etkenlerin hem yaya dolaşımını hem de anıtın algılanabilirliğini olumsuz etkilediği, kent içi ulaşım ve toplu taşım ihtiyacına yönelik yapılan altyapı yatırımlarının Güvenpark’ın doğal mirasının korunması açısından olumsuzluk oluşturduğu belirtildi.

Güvenpark için hazırlanacak imar planında bu sorunların çözümünün yer alması gerektiği ifade edilen raporda davaya konu Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP) ile bu sorunların çözüme kavuşmayacağı aksine yeni yapılaşmalara imkan tanıdığı için mevcut sorunların katmerleneceği kaydedildi.

Güvenpark’ta inşaatı devam eden M4 Keçiören Metro Hattı Kızılay İstasyonu’na planda yer verilmediğine dikkat çekilen bilirkişi raporunda, Güvenpark’a toplu taşıma durakları, WC metro giriş-çıkış ve bacalarının yanına yenilerinin eklenmesinin koruma mevzuatına, planlama ve şehircilik ilkelerine, tasarım kriterlerine ve kamu yararına aykırı olduğu tespiti yer aldı.