Sözleşmeli istihdam ayrımcılığa neden oluyor

Memur-Sen’in araştırma raporuna göre, son 21 yılda 50 kat daha fazla uygulanan kamuda sözleşmeli istihdam modeli, bilgi ve birikimi azaltarak hizmet kalitesinin azalmasına ve çalışanlar arasında ayrımcılığa neden oluyor.

Salih KAPLAN

ANKARA (Anayurt) – Memur-Sen, sözleşmeli olarak çalışan kamu görevlilerinin sorun ve beklentilerinin araştırıldığı araştırması raporuna göre sözleşmeli çalışma modeli, ayrımcılığa neden olarak anayasal ilkelere ters düşüyor, çalışma barışını ve verimliliğini olumsuz etkiliyor ve aile yapısını bozuyor. Toplumda ikinci sınıf kamu görevlisi algısına da neden olan sözleşmeli istihdam modeli, kamu hizmeti noktasında belirsizlik ve tutarsızlığa sebep olurken bilgi-birikiminin ve hizmet kalitesinin de azalmasına yol açıyor.

Memur-Sen, 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin ikinci toplantısı öncesinde sözleşmeli kamu görevlilerinin sorun ve beklentilerini tespit ederek çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilen araştırmasının bulgularını kamuoyu ile paylaştı.

Sözleşmeli personel istihdamının, istisnai bir model olarak ortaya çıkmasına rağmen mevzuata aykırı olarak kadrolu memur yerine ikame edilmeye başlandığının ifade edildiği raporda, 3 milyon 487 bin 629 kamu görevlisinin 523 bin 47’sinin sözleşmeli olduğu ve sözleşmeli personel sayısının kamu görevlilerinin yüzde 14,99’una denk geldiği belirtildi.

SÖZLEŞMELİ PERSONEL YÜKSELEMİYOR

Sözleşmeli personelin yüzde 85,1’inin çalışma ve aile hayatı konusunda geleceğe yönelik planlama yapamadığının ifade edildiği rapora göre, sözleşmelilerin yüzde 65,8’i ise görev aldıkları kurum ya da kuruluşun mevzuatına göre yöneticilik görevine yükselme imkanı bulunmuyor. Sözleşmeli personellerin çalışma hayatındaki güvencesizliğin kamu görevlisini belirsizlik ve geleceksizlik anaforuna ittiği dile getirilen raporda, sözleşmeli personelin görevde yükselme sınavına girememesinin aynı işi yapan kadrolu kamu personeliyle arasında aşılmaz bir duvar ördüğü ifadesine yer verildi.

Araştırmaya katılan sözleşmeli kamu görevlilerinin yüzde 87,3’ü sözleşmeli personel istihdamının mali, sosyal ve özlük hakları ile çalışma şartları yönünden eşitsizlikler ürettiğini ve bu durumun ayrımcılığa neden olduğunu düşüyor. Yüzde 82,5’i kendisini ikinci sınıf kamu görevlisi gibi hissediyor, yüzde 85,1’i sözleşmeli olmaları nedeniyle çalışma ve aile hayatı konusunda geleceğe yönelik planlama yapamadığını ifade ediyor. Yüzde 53,1’i yeni bir sınava çalışıp kurum değişikliği yapmayı ya da kadrolu personel olmayı düşünüyor. Yüzde 63,3’ü ise yer değiştirme hakkının olmadığını dile getiriyor.

Sözleşmeli istihdamın etkileri açısından araştırmanın katılımcılarının yüzde 79,4’ü sözleşmeli istihdamın kariyer ve liyakat ilkeleri ile desteklenmediği için bilgi-birikim ve hizmet kalitesinin azalacağını düşünüyor. Yüzde 95,9 oranı ile araştırmaya katılan sözleşmeli personelin neredeyse tamamı sözleşmeli istihdam nedeniyle aile yapısının ve ilişkilerinin bozduğunu söylüyor.

YALÇIN: ERTELENEMEZ BİR MESELE

Memur-Sen Genel Merkezi’nde raporun duyurulması için düzenlenen basın açıklamasında değerlendirmelerde bulunan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kamu personel rejiminin en sorunlu alanının sözleşmeli personellerin statüsü ve istihdamına dair olduğunu dile getirdi. 2000 yılından bugüne kadar sözleşmeli personel sayısının yaklaşık 50 kat arttığını söyleyen Yalçın, “Dün bir sorunun çözümü için başlayan istisnaî nitelikteki bir uygulama bugün binlerce sorunun ve mağdurun nedeni olmuştur. Çok katmanlı ve karmaşık sorunlara neden olan sözleşmeli personel istihdamı, çözüme kavuşturulması ertelenemez bir mesele haline gelmiştir” dedi.

Rapora göre sözleşmeli personelin öne çıkan sorunları ve talepleri ise şöyle oldu: “Vergi dilimi ve sosyal güvencede kadrolularla aynı haklara tabi olma, istifa sonrası kuruma geri dönüş hakkı, ücretsiz izin hakkı, kademe/derece ilerleme hakkı, yönetici pozisyonuna görevlendirme hakkı, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girebilme hakkı, eş tayini ve arazi tazminatı hakkı, yurt dışında eğitim veya görevlendirme hakkı ve kurumlar arası yer değişikliği hakkı.”